Konuyla ilgili üzerinde durulması icap eden bir diğer husus da yapılan araştırmalarda, milletimize ait temel değerlerin esas alınmasıdır. Eğer biz, başkalarının natüralist, pozitivist ve bir yönüyle materyalist mülâhazalarla ortaya koydukları doneleri değerlendirip sonra kendi değerlerimize göre bir sonuca ulaşmaya çalışıyorsak, bilmemiz gerekir ki, bu yolla istediğimiz hedefe ulaşmamız mümkün değildir. Bu açıdan temel değerlerimize zıt bütün yol, yöntem ve usûlleri kritiğe tâbi tutmalı ve süzgeçten geçirmeliyiz. Bunun için de, toplum olarak laboratuarınızı kendiniz kurduğunuz gibi, mebdeden müntehaya araştırmanızı da kendiniz yapmalısınız; yapmalı ve baştan sona her şeyi kendi gözünüzle görmeli, kendi elinizle test edip o şekilde sonuca ulaşmalısınız.
Ceht ve Gayretler Karşılıksız Bırakılmamalı
Konuyla ilgili bir diğer husus da şudur: Siz elit veya entelektüel yetiştirmeyi düşündüğünüz zaman, günümüzde çokça kullanılan “Mârifet iltifata tâbidir.” realitesini nazar-ı itibara almalısınız. Gerçi ihlâsa kilitli ve adanmış ruhlar iltifatla hareket etmezler/etmemelidirler. Onlar için belki mezkûr sözü değiştirip şöyle demek icap eder: “İltifat mârifete tabidir.” Yani siz bir mârifet ortaya koyarsınız, el âlem ister iltifat eder ister etmez, kesinlikle böyle bir beklenti içine girmezsiniz. Fakat bilinmesi gerekir ki, bize düşen, objektif davranmak ve bu beşerî realiteyi göz ardı etmemektir.