İçeriğe geç

Hâlbuki henüz Abbasi döneminde yerkürenin küreviyetini ispat adına çalışmalar yapılmış ve bu konuyla alâkalı günümüzdeki bilgilere yakın sonuçlar elde edilmiştir. Aynı şekilde erken bir dönemde, hicrî dördüncü asırda, Müslüman ilim adamları tarafından ay ve güneş tutulmalarının devrî olduğu ifade edilip bu konuda da en doğru tespitlerde bulunulmuştur.3 Misalleri çoğaltabilirsiniz. Zira ilim tarihi açısından bu asırlara bakıldığında, sadece astronomi sahasında değil, matematik, tıp, kimya vb. ilim dallarında da çağlara ışık tutacak nice ilmî gelişmelerin yaşandığı görülür.

İşte böyle bir altın dönemden sonra ne olmuşsa olmuş ve sanki beşinci asırdan itibaren bu ilmî faaliyetlerde ciddî bir durgunluk dönemine girilmiştir. Medrese bir taraftan kapılarını fünun-u müspeteye kapatırken diğer taraftan kalb ve ruh ufkuna karşı tavır almaya başlamıştır. Netice itibarıyla tekye ve medrese birbirinden kopmuş; fünun-u müspete, ülûm-u diniye ve kalbî ve ruhî hayat birbirinden uzaklaşıp her biri bir yana savrulmuştur. Oysaki bunlar bir vahidin üç yüzü gibidir. Üçünü bir araya getirirseniz on güzellik meydana gelir ve onları tam bir imtizaç içerisinde inkişaf ettirirseniz yüz güzelliğe ulaşırsınız.

172