İçeriğe geç

Yûsuf sûresi; Seyyidina Hazreti Yûsuf ve onun muhterem, mükerrem ve mübeccel pederleri Hazreti Yakub (alâ nebiyyinâ ve aleyhimessalâtü vesselâm) etrafında döner. Hazreti Yûsuf’un çektiği çeşit çeşit sıkıntılardan ve neticede Hakk’ın inayetiyle onlardan kurtuluşu ve maddî-mânevî mazhar kılındığı lütuf ve ihsanlardan bahseder. Hazreti Yûsuf’un kardeşlerinin, çocukluk döneminde ona karşı yaptıkları bazı kusurlar anlatılır. Gerçi o kusurlar bizimkilerin yanında deryada katre kalır. Çocukluğumda Hazreti Yûsuf’un kardeşleriyle ilgili, “Bir peygamber evladı bunları nasıl yapabilir?” gibi bazı mülâhazalarım olmuştu. Ancak o günden bu güne belki elli defa “Estağfirullah yâ Rabbi” demişimdir. Çünkü peygamber evladı olmaları itibarıyla, onların da peygamber olma ihtimalleri vardır.

Evet, Hazreti Yûsuf (alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm), kardeşleri tarafından kuyuya atılmış ve sıkıntılara maruz kalmış olsa da, kuyu onun için nâzırın evine ulaşan bir koridora dönüşecektir. Zira bir kervan tarafından kuyudan çıkarılıp köle olarak satıldığında, iç derinlik ve güzelliğinin zarfı konumunda bulunan dış güzelliği dolayısıyla herkes ona talip olmuş ve âdeta başına üşüşmüşlerdi. Ancak Mısır’ın nâzırı onu satın almıştı. Hazreti Yûsuf, burada da yine farklı bir imtihana tâbi tutulmuş ve neticede zindana düşmüştü. Ancak bütün bu sıkıntıların sonucunda o, sarayda herkesin imreneceği bir konuma gelmişti. Ancak bundan öte Cenâb-ı Hak onu, peygamberlik dünya görüşünün, tabiri caizse peygamberlik felsefesinin Kıptiler, ehramlar dünyasına girmesine vesile kılmıştı.

283