İçeriğe geç

Fakat bunun için, sadece belâ ve musibet zamanlarında değil, rahat ve geniş zamanlarda da Cenâb-ı Hak’la irtibatın kavî tutulması gerekir. Zira Allah (celle celâluhu) buyuruyor ki; فَاذْكُرُونِۤي أَذْكُرْكُمْ“SizBeni yâd edin ki, Ben de sizi yâd edeyim.”6 Tefsirciler bu âyet-i kerimeyi izah ederken şöyle bir tevcihte bulunurlar: “Sizler normal, rahat ve geniş zamanlarında el açıp Banaiçinizi dökün ki, sıkıştığınız ve sıkıntıya düştüğünüz zaman da Benekstra ve sürpriz lütuflarla size inayette bulunayım.”7 Demek ki bu vaad-i ilâhiye göre insan, rahat, ferih ve fahur olduğu dönemlerde ellerini açıp, Allah’a yalvarıp yakarmalıdır ki, Allah da (celle celâluhu), o insan sıkıntıya düştüğünde onun elinden tutsun, sürpriz lütuf ve inayetlerle onu sıyanet buyursun. Evet, çok rahat olduğunuz, herhangi bir ihtiyacınızın olmadığını zannettiğiniz ve bir sıkıntıdan sıyrılma mülâhazanızın bulunmadığı bir dönemde O’nu düşünmeniz, O’nu hatırlamanız ve el açıp O’na tazarru ve niyazda bulunmanız –tabiri caizse– hora geçen, makbul olan dua ve tazarrudur.

263