İçeriğe geç

Yine başka bir yerde bu bozuk tabiatlar şu ifadelerle anlatılır: وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّلَلَجُّوا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ“Eğer Bizonlara merhamet edip, uğradıkları belâyı giderseydik, onlar yine de azgınlıklarındadevam edip giderlerdi.”13 Yani musibete maruz kaldıklarında çığlığı basan bu insanlardan eğer Biz o sıkıntıyı giderecek olsaydık, onlar yine gidip balıklamasına levsiyata aborde olacaklardı. Evet, bunlar öyle utanmaz, öyle hayâsız kimselerdi ki, Cenâb-ı Hak onlara merhamet edip üzerlerinden kasvetli bulutları kaldırıverse, hemen gidip yine balıklamasına aynı levsiyatın içine dalacaklardı. Rabbim hepimizi böyle bir çarpık anlayış ve sapıklıktan muhafaza buyursun.

İşte bütün bu hususları nazar-ı itibara aldığımızda, sonuç olarak diyebiliriz ki, eğer insan, ister lütuf ve nimetler, isterse belâ ve musibetler karşısında dinin muhkem emirlerinden yola çıkarak iyi bir balans ayarı yapar, Hak karşısında sağlam ve doğru bir duruş sergileyebilirse, Allah’ın izni ve inayetiyle, ne nimetler karşısında küstahlığa girer ne de nimetlerin inkıtaı hâlinde kadere taş atma gibi bir günah ve sapıklığın içine düşer.

267