İnşirah-ı sadr mevzuu, sadece bu sûrede değil, Kur’ân-ı Kerim’de daha başka yerlerde de geçmektedir. Meselâ En’âm sûre-i celîlesinde şöyle buyrulur: فَمَنْ يُرِدِ اللّهُ أَنْ يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ وَمَنْ يُرِدْ أَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا“Allah, iradesini iyiye kullananlardan kimin hidayetinimurad ederse, onun kalbine açıklık bahşeder, inşirah verir, İslâmiyet’ekarşı akıcı hâle getirir, gönlünde itminan yaratır ve o insanıhuzura kavuşturur. İradesini kötüye kullananlardan da kimin dalâletini murad ederse,o insanın gönlünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar,sıkar ve kalaklar içinde çırpınır hâle getirir.”2 Aynı husus başka bir yerde ise şu şekilde ifade edilmektedir: أَفَمَنْ شَرَحَ اللّهُ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪“Allah’ın kalbini İslâm’a açtığı kimse Rabbindenbir nur üzere değil midir?”3 Demek ki, Allah’ın bir insanın sadrına inşirah verip kalbini açması onun için çok önemli bir nimettir.
İşte Cenâb-ı Hak, İnşirah sûresinde, أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ“Biz, Senin sineni açıp ruhuna genişlik vermedikmi?”4 buyurmak suretiyle, Kur’ân mübelliği olan Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın (aleyhi efdaluttahiyyât ve ekmelütteslîmât) sadrına inşirah verdiğini ve böyle bir inşirahla O’nun hakkında ne denli büyük bir hayır murad buyurduğunu haber vermiş olmaktadır.
Dipnotlar
- 2 En’âm sûresi, 6/125.
- 3 Zümer sûresi, 39/22.
- 4 İnşirâh sûresi, 94/1.