Allah’ın sevdiği bir kul olma mazhariyeti bu denli ehemmiyetli olduğundan İmam Şazilî Hazretleri gibi zatların, virdlerinde, şöyle bir talepte bulunduklarını görüyoruz: “Allahım günahım varsa sevdiğin kulların günahı gibi olsun; sevmediğin insanlarınsevabı gibi olmasın.”5 Zira Allah’ın sevmediği bazı insanların da güzel amelleri olabilir. Yani bu tür insanların kendileri olmasa da sıfatları mü’min olabilir. Ancak iman; hayr u hasenata ulaşmak için sırlı bir anahtar olduğundan, onu elde edemeyenlerin ahirette yaptıkları güzel işlerden istifade etmeleri mümkün değildir. Bundan dolayı önemli olan Allah’ın bir kulunu sevmesidir. Çünkü zaten Cenâb-ı Hak bir insanı seviyorsa o şahsı işlediği günahların kiriyle baş başa bırakmayacak, onu tevbe, inabe ve evbe yoluna sevk edip bütün benliğiyle günahlardan arınma duygusunu kendisine ilham edecektir.
Hani nasıl ki, evladına düşkün bir anne önlüğü kirli olan çocuğunu sokağa salmak suretiyle onu başkalarına karşı rezil etmez. Öyle ki çocuk elli defa önlüğünü kirletse, yine de her defasında onu temizler; elini, yüzünü, gözünü siler, pırıl pırıl hâle getirir ve çocuğunu sokağa öyle salar. İşte Allah’ın insanlara olan alakası, merhamet ve sevgisi anne-babayla mukayese bile edilemeyeceğinden, Cenâb-ı Hak sevdiği kullarına günaha giden yolları kapatır. Konumuna göre belki bazılarına hiç günah işletmez. Günaha düşmüş bulunan sevdiği kulunu da o hâliyle bırakmaz. Bin bir ızdırap duyacak şekilde o günahı kulunun kalbine duyurur; duyurur da sevdiği o kulunu tevbeyle yeniden dirilişe erdirir, her bir tevbesiyle ona bir kere daha bir “ba’sü ba’de’l-mevt” yaşatır. Böylece o insan hayatını bir kere yaşamaz. O kişi, Cenâb-ı Hakk’ın inayet ve rahmetiyle, âdeta tevbeleri adedince çok buudlu ve derinlikli bir hayat yaşar.
Dipnotlar
- 5 Bkz.: M.F. Gülen, el-Kulûbu’d-dâria s.216 (el-Hizbu’l-Kebîr – İmam Şâzilî (k.s.)).