Kaymaların çok yaşandığı bir yerde, hiç kaymayacak kimseler bile, yere dikkatli basmadıkları takdirde, kaymaya maruz kalabilirler. Dolayısıyla herkesin dünya peşinde koştuğu, zevk ü safa sürmek için yaşadığı, elde ettiği imkânları kendi çıkarları adına kullandığı bir dönemde çok daha hassas ve temkinli yaşamak zorundayız. Herkesin kaydığı, harıl harıl makam ve mansıp peşinde koştuğu bir dünyada dikkatli yaşamazsanız siz de bu tür olumsuz duygu ve düşüncelerin radyoaktif tesirinde kalabilirsiniz. Daha da kötüsü, onların yaşamlarını normal bularak onlar gibi olmayı mahzursuz görebilirsiniz ki işte bu, bizim için büyük bir felaket olur. Şunun iyi bilinmesi gerekir ki, âhirette herkes kendi amel, davranış ve düşünceleriyle baş başa kalacak, buna göre muamele görecektir.
Hemen her gün türlü hile ve hud’alarla karşınıza çıkacak, olmayacak şeyleri size güzel gösterecek, bunlarla sizin başınızı döndürecek ve sizi arkasından sürükleyecek nefsin elinden kurtulmak hiç de kolay değildir. Her defasında onun manevralarından sıyrılma adına alternatif yollar geliştirmeniz gerekir. Bu yüzden çok büyük veliler dahi sürekli nefs-i emmâreden şikâyet etmişlerdir. Çünkü o, şeytanın, sürekli insana müdahale etme, tesir etme ve vesvese vermekte kullandığı bir mekanizmadır. İşte şeytan ve nefsin ortaklaşa oluşturdukları bu tesiri kırabilme adına insanın her gün mücadele etmesi ve nefsini arındırmaya çalışması gerekir.