İnsanlığa hizmet etme yolunda nasıl hareket edilmesi gerektiğini bize gösterenler, nebilerdir. Nebilerin ve onların sadık temsilcileri olan sıddıkların yol ve yöntemi önümüzdedir. Bunun dışındaki yollara “yolsuzluk” denir. O ana caddenin dışına çıkan insan, hiç farkına varmadan elli türlü yolsuzluğun içine girebilir. Sonunda yolsuzluk insanı bir yerde güldürse bile, bir gün öyle bir ağlatır ki ona, “Bunlarla karşılaşacağıma keşke ölüp gitseydim de toprak olsaydım!” dedirtir. Keşke şu dünya denilen şeyi dünyaya bakan cihetiyle unutabilseydik. Unutmayanlar, kendilerine yazık ettiler; milletin canına okudular.
Dünyalık şeyler gelip geçicidir. Kalıcı olan ise imandır, salih amellerdir. Âyetin ifadesiyle, âhirette insana fayda sağlayacak tek şey kalb-i selimdir.78 İnsan, işlediği salih amellerin bu dünyada karşılığını görmeyi düşünmemeli. Gördüğü takdirde de samimiyet ve ihlâsının zedelenmesinden endişe etmeli. O, bütün hesaplarını Allah’a bağlı götürmeli. Âyet, “Allah, kuluna yetmez mi?” buyuruyor.79 Evet, Allah bize yeter. Niçin gözümüzü başka şeylere dikiyoruz? Bu, dünyaya ait imkânları değerlendirmeme demek değildir. Fakat dünyaya ait her ne ile iştigal edersek edelim, hepsinde mülâhazalarımızı gözden geçirmeli ve hep rıza-i ilâhî peşinde olmalıyız. Allah’ın hoşnutluğu bulunmayan işleri yapmaktan Allah’a sığınmalıyız. Şunu unutmamak gerekir ki, bir gün dönen çarklarınız zarar görür veya durursa bu, Allah’ın razı olmadığı şeylere vize verdiğinizden olur.