Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede şöyle buyurur: اِنَّا نَحْنُ نَـزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ“Hiç şüphe yok ki Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz.”39 Kur’ân’ın ve dolayısıyla İslâm’ın korunmuşluğunun insanlara bakan en önemli yönü, bid’atlerden uzak durulmasıdır. Çünkü her bir bid’atle birlikte dinin özüne, esasına dokunulmuş ve onun bir parçası tahrif edilmiş (bozulmuş) olur. Aslında önceki semavî dinlerin tahrifi de böyle küçük gibi görülen bid’atlerle başlamıştır. Kelimelerle oynanmış, lafızlar aslî mânâlarından uzaklaştırılarak onlara farklı anlamlar verilmiş; tahrifleri tahrifler, tağyirleri tağyirler takip etmiş ve derken aslından çok uzak yeni bir din ortaya çıkmıştır. Çünkü ilâhî kelamın kelime ve lafızlarıyla veya mânâlarıyla oynanmaya başlandığı anda, onları arzu ve hevese göre yorumlamanın önü açılmış olur.
Tarih boyunca Kur’ân için de hep aynı oyunlar plânlanmış; fakat her defasında, Allah’ın izni ve inayetiyle, ulema tarafından bu oyunlar bozulmuştur. Çünkü yukarıdaki âyette de ifade edildiği üzere bu konuda Allah’ın vaadi vardır. Allah, nazil olduğu günden itibaren ilâhî kelamını her tür tahriften muhafaza buyurmuştur. Onun tek bir harfini değiştirmek bile mümkün olmamıştır.