İbadet ü taatlerde dinin özüne ve ruhuna aykırı davranmamaya kati surette dikkat edilmelidir. Bid’at, sadece dine yeni bir şeyler dâhil etme değildir; var olan ibadetleri değiştirme ve farklı kalıplara sokma da bid’at sayılır. Mesela âlimler, “Allahuekber” ile başlayıp “lâilâhe illallah” ile biten ezan lafızlarının, onun rüknü olduğunu söylemişlerdir. Çünkü ezan, iki farklı sahabenin aynı rüyayı görmesi, rüyalarında kendilerine ezanın talim edilmesi ve Allah Resûlü’nün de (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu tahsin ve tasdik etmesiyle teşri kılınmıştır. Artık bu hükmün değiştirilmesi söz konusu olamaz. Bu demektir ki; ezanın lafızları değiştirildiği takdirde ezan, ezan olmaktan çıkar. Arapça ezan lafızları yerine tercümeleri kullanılamaz. “Tanrı uludur, Tanrı uludur, bilirim bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak…” diyerek ezan okunamaz. Aksi takdirde bid’at çıkarılmış, dinî bir hüküm değiştirilmiş olur. Bir insan bu lafızları elli defa tekrar etse dahi bir kere ezan okumuş olmaz. Bildiğim kadarıyla, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminden günümüze kadar, bir dönem ülkemizde olanın dışında, dünyanın hiçbir yerinde ezanın erkânına dokunulmamıştır.