İçeriğe geç

Evet –Allah muhafaza buyursun– bazen bağ ve bahçeler, keyif yapmaya müsait meskenler, elde edilen kazançlar insana Allah’ı ve Resûlü’nü unutturabilir. Gelip onların sevgisinin yerine oturabilir. İnsanı, Allah yolunda çalışıp çabalamaktan alıkoyabilir. İşte bu durumda insan bela ve musibetlere açık hâle gelir. Bu kötü akıbetten kurtulma adına âyet-i kerime, mü’minlere, Allah ve Peygamber sevgisinin ve Nam-ı Celil-i İlâhî ve ruh-u revan-ı Muhammedînin dünyanın dört bir yanında şehbal açması istikametinde duyulan şevk ve arzunun diğer bütün sevgilere ağır basması gerektiğini hatırlatıyor.

Şayet mü’min, Allah’ı ve Resûlünü herkesten ve her şeyden daha fazla seviyor, sürekli i’lâ-i kelimetullah aşkıyla oturup kalkıyor ve bunları birinci plâna koyuyorsa, diğerleri ile alâkasının ona zararı olmaz. Fakat bunlar birinci plânda değilse insan yanlış tercihlerde bulunuyor demektir ve –hafizanallah– tercihinin bedelini ödemek zorunda kalır.

Bir Kalbde İki Sevgi Olmaz

İbrahim Ethem Hazretleri’yle ilgili menkıbede anlatıldığı gibi bir kalbde iki sevgi olmaz. Mü’min, evvelen ve bizzat kimi seveceğini kime alâka duyacağını, kime yürekten bağlanacağını doğru tayin etmelidir. İşte âyet-i kerime bize bunu gösterir. Hiçbir sevginin Allah ve Peygamber sevgisinin önüne geçmemesi gerektiğini ders verir. Her ne kadar insan, tabiatı gereği fani ve zail bir kısım varlıklara karşı alâka duysa da, bu ikinci derecede bir sevgi olmalıdır. Katiyen evlâd u ıyal veya mal u menal sevgisi Allah sevgisinin yerini almamalıdır. Aksi takdirde kötü akıbetten korkulur.

245