Allah’ın, gaye-i hayalimiz olan meselelerin gerçekleşmesini hangi hususlara bağladığını tam olarak bilemiyoruz. Bu hakikaten belli bir kıvama sahip olmakla veya kıvamı korumakla doğru orantılı mıdır? Bu kıvamı yakaladığımızda Allah birdenbire bizim arzuladığımız neticeleri gerçekleştirir mi? Yoksa meşiet-i ilâhiyenin başka muradâtı mı vardır? Bunların hiçbirini bilemeyiz. Allah’ın bilgisinde her şeyin bir vakt-i merhunu vardır. Her zaman bizim isteyip arzu ettiğimiz neticeleri yaratmayabilir. Her ne olursa olsun, bize düşen vazife, kıvamımızı korumaktan, emanete sahip çıkmaktan ve sorumlu olduğumuz mükellefiyetleri arızasız kusursuz yerine getirmekten ibarettir. Zira âyet-i kerimenin açık beyanıyla, insan için ancak sa’y ve gayretinin neticesi vardır.113 Bunun ötesindeki şeyler bizi alâkadar etmemeli. Sonucu yaratmak Allah’a aittir.
110 Hâce Muhammed Lütfî, Hulâsatü’l-Hakâyık ve Mektubât-ı Hâce Muhammed, s.364 (417. Gazel).
111 Bediüzzaman, Münazarat, s.54.
112 İbrahim sûresi, 14/24-25.
113 Necm sûresi, 53/39.