Bütün bunlarla onları kısmen de olsa günaha girmekten koruyabilir; gıybet etmelerinin önünü alabilir; kıskanma ve rekabet duygularını tadil edebilirsiniz. Böylece güzergâh emniyetinizi sağlayabilir, yürüdüğünüz yolda trafik problemlerinin meydana gelmesine engel olabilirsiniz. Dahası birlik şuurunun, ihlâs ve samimiyetin korunmasına yardımcı olabilirsiniz. Gıybet, iftira ve karalamaların olduğu bir yerde mü’minler arasındaki vifak ve ittifak bozulacak ve Allah da inayetini kesecektir. Unutmamak gerekir ki Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve inayeti, gönüllerin bir ve beraber çarpmasına bağlıdır.
Aynı şekilde bütün bu olumsuzlukların önünü alma adına üslubumuzu bir kere daha gözden geçirebiliriz. Siz gökteki melekler kadar safiyane hizmet etseniz bile, üslubunuzu doğru ayarlayamadığınız için bir kısım problem ve arızaların ortaya çıkmasına sebebiyet vermiş olabilirsiniz. Bu yüzden ciddi bir empati yaparak muhataplarınızın hissiyatını okumaya çalışmalı ve konuşmalarınızda bunu hesaba katmalısınız. Aidiyet mülâhazasını çağrıştıran, onları rahatsız edecek sözlerden uzak durmalısınız. Her fırsatta onların gönlünü almalısınız. Mesela birisi size gelip, “Allah sizden razı olsun. Çok önemli hizmetler yapıyorsunuz.” dediğinde şöyle mukabele edebilirsiniz: “Estağfirullah. Eğer falanlar filanlar bize böyle bir zemini hazırlamasalardı, havadaki şiddet ve hiddeti kırmasalardı, biz kat’iyen bunları yapamazdık.” Bu, idare-i kelam değil, hakikatin ifadesidir.
Öte yandan Hizmet gönüllülerinin, ağzından çıkan sözlerde, kalemlerinden dökülen kelimelerde, ortaya koydukları bütün tavır ve davranışlarda başkalarına nazaran çok daha dikkatli olmaları gerekir. Onlar, söz ve davranışlarının sadece kendileriyle sınırlı kalmayacağının, bilakis bütün cemaate mâl edileceğinin şuurunda olmalıdırlar. Koca bir camiaya çamur atılmaması, leke sürülmemesi adına ellerinden gelen hassasiyeti göstermelidirler. Büyük fedakârlıklara katlanma pahasına da olsa hiç kimse bu güzelim hareketin üzerine çarpı koyulmasına müsaade etmemelidir.