Mesela aynı kaynaklara dayanmalarına, çok halisane, safiyane ve samimane içtihatlar ortaya koymalarına ve aralarında hoca-talebe ilişkisi olmasına rağmen İmam Malik ile İmam Şafiî’nin veya İmam Şafiî ile Ahmed İbn Hanbel’in içtihatları arasında ne kadar fark vardır. Hatta her ikisi de İmam Ebû Hanife’nin rahle-i tedrisinde yetişmiş olmasına rağmen İmam Muhammed ile İmam Ebû Yusuf birbirinden çok farklı görüşler ortaya koyarlar. Çünkü her insanın hissiyatı, idraki ve yorum kabiliyeti farklıdır. Hayatlarını bütünüyle Kur’ân ve Sünnet yörüngesinde yaşayan müçtehitler arasında bile bu kadar çeşitlilik olursa, bu iş tabana indiğinde ne türlü farklılıkların meydana geleceğini varın siz tahmin edin.
Müslümanlar, farklılıkları –hadiste de bildirildiği üzere– Cenâb-ı Hakk’ın bir rahmeti görmüş, saygı ve hoşgörüyle karşılamışlardır.125 Toplumdaki bunca farklılık onların birlik ve beraberliklerine zarar vermemiştir.
Birlikte Yaşama Tecrübesi Geliştirme
Esasen farklı kültür ortamlarında neş’et etmiş insanların kendi anlayış, irade ve düşüncelerine rağmen başkalarıyla uyum ve birlik içinde yaşamaya çalışmaları, bir ibadet gibi onlara sevap kazandırır. Çünkü insan, kendi tabiatına ters gelen her tür fiile karşı tepki duyar. Farklı anlayış ve telakkilere karşı reaksiyon göstermek ister. Bu tür olumsuz duyguları bastırmak, ciddi bir ceht ve gayrete bağlıdır ki bunun sevabı büyüktür. Allah Resûlü de (sallallâhu aleyhi ve sellem) mü’minleri toplu hâlde yaşamaya teşvik etmiş, onlara, cemaatten (topluluktan) ayrılmamalarını tavsiye etmiştir.