İçeriğe geç

Normal şartlarda Firavun gibi kibirli bir adamın, dışarıdan böyle bir mesaj aldığı zaman küplere binmesi ve hemen kendisine bu mesajı getirenlerin hakkından gelmesi beklenirdi. –Gerçi buna Allah fırsat vermezdi. Bu ayrı bir mesele– Fakat Firavun, onların bu ilâhî mesajı karşısında –kendisi iman etmeyecek olsa bile– onlarla meseleyi müzakere etmeye başlıyor ve sonrasında da Hazreti Musa ile sihirbazlar arasında gerçekleşecek olan bir müsabaka kararlaştırıyor. Demek ki Hazreti Musa ve Hazreti Harun’un oldukça yumuşak ve etkili sözleri, hâlleri, tavırları ve fikirleri karşısında buna mecbur kalıyor.

Hazreti Musa, sihirbazları mağlup edince Firavun diyalektiğe başvuruyor ve inanmamak için elinden geleni yapıyor. Fakat orada toplanan ve Hazreti Musa’nın mucizelerine şahit olan çok sayıda insanın kalbinde iman şuaları parlamaya başlıyor. En azından çokları küfr-ü mutlaktan kurtuluyor ve tereddüde düşüyorlar. İmana doğru bir adım atan bu tür insanların daha sonra yeni adımlarla mü’min olmaları ise çok daha kolay olacaktır. Bakın kavl-i leyyin (yumuşak söz) ve hâl-i leyyin (yumuşak tavır) nasıl bir muvaffakiyete sebep oluyor.

128