Siz, Allah ve Resûlüllah aşkıyla yanıp tutuşsanız, onlar karşısındaki heyecanınızdan çatlayacak hâle gelseniz, uykularınız kaçacak ölçüde onları insanlığa tanıtmanın sevdalısı olsanız bile, şayet bu duygu ve düşüncelerinizi belli bir sistem ve doğru bir mantık içinde başkalarına ulaştıramıyorsanız, bu konudaki tehalükleriniz boşa gidecek, beyhude o kadar ızdırap çekmiş olacaksınız. Hatta uğruna hayatınızı adadığınız bu çok önemli hakikatlerin değer kaybettiğine ve hatta ayaklar altına alındığına şahit olacak ve acı acı bunların inkisarını yudumlayacaksınız.
Muhatabı Tanıma
Aynı şekilde insanlara marufu (iyi olan şeyleri) salıklama ve onları münkere (kötülüklere) karşı uyarma, pek çok âyet ve hadiste mü’minlere emredilen çok önemli bir dinî mükellefiyettir. Mesela bir hadislerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذٰلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ“Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse irşat ve ikazda bulunsun. Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona tavır alsın. Bu sonuncusu imanın en zayıf mertebesidir.”48
Demek ki insanları nezd-i ulûhiyette matlup olan davranışlara çağırma ve ilm-i ilâhide kendisine hoş bakılmayan bir kısım kötülüklerin önüne geçme; farklı bir tabirle insanlarla Allah arasındaki engelleri bertaraf ederek kalblerin Allah’la buluşmasını sağlama İslâm’da çok önemli bir esastır, yani yerine getirilmesi gereken temel vazife ve sorumluluklar cümlesindendir.