İçeriğe geç

İnsan, ilk başlarda nerede nasıl konuşacağını, kime karşı nasıl bir üslup kullanacağını her zaman doğru tespit edemeyebilir. Hele müteheyyiç fıtratların, rahatsız oldukları tavır ve davranışlar karşısında sabredebilmeleri, mülayemetlerini devam ettirebilmeleri çok zordur. Fakat buna alışmak ve tabiatın bir derinliği hâline getirmek de iradenin hakkını vermeye bağlıdır. İnsan ilk başlarda biraz zorlansa da zamanla kendisini buna alıştırabilir. Alıştırmalıdır da. İnsanın, başta kendisini zorlaya zorlaya iradî olarak sergilemeye çalıştığı tavırlar zamanla onun tabiatına mâl olacaktır. Sonrasında insan ruhu ve hisleri bu konuda mümarese kesp edecek ve tıpkı değişik zanaat erbabının kesb-i mümarese neticesinde kendi işlerini hiç zorlanmadan yaptıkları gibi o da en zor ve müşkül durumlarda bile üslubundan taviz vermeyecektir.

Birlik ve Beraberliği Temin Etme

Bilindiği üzere Cenâb-ı Hak, bütün mü’minlerin kardeş olduğunu ifade buyurmuş ve pek çok âyet-i kerimede de birlik ve beraberliğin önemi üzerinde durmuştur. Demek ki vifak ve ittifakın temin edilmesi İslâm’da çok önemli bir asıldır. Fakat günümüzde mü’minlerin genel durumuna bakıldığında maalesef aralarında çok ciddi bir ihtilaf ve iftirakın hüküm sürdüğü görülmektedir. İşte bunu tamir adına yola çıkan mü’minlerin maksatlarına ulaşabilmeleri için kullandıkları vesile ve sebeplere çok dikkat etmeleri gerekir.

Bazıları farklı sebeplerle sizden uzak durabilirler. Fakat onlar nasıl bir tavır takınırsa takınsın siz onlardan vazgeçemezsiniz. Çünkü Müslüman, Müslümandan vazgeçmemelidir. Bu yüzden de onlar kaçtıkça siz arkalarından koşturmalısınız. Fakat burada onlara yaklaşma tarzınız çok önemlidir. Eğer, “İşin doğrusunu biz yapıyoruz. Bizim yolumuz daha semereli, daha faydalı ve daha parlak bir yoldur. Siz de aklınızı başınıza alın, gelin bize destek olun.” diyecek olursanız onları kendinizden daha da uzaklaştırmış olursunuz.

125