İçeriğe geç
4. Bölüm

Uhrevî Hüsrana Düşmemenin Ve Aldanmamanın Yolu

Soru: Kehf sûresinde, “De ki: Size işledikleri ameller bakımından ahirette en büyük kayba uğrayanların kimler olduklarını bildirelim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında ortaya koydukları bütün sa’y ü gayretleri hep boşa gidecektir. Hâlbuki kendilerinin güzel işler yaptıklarını zannederler.”11 buyruluyor. Burada sâlih bir dairede bulunuyor görünmemize rağmen, ahirette kaybedenlerden olmamak için dinî hayatımızda ve Allah yolunda yaptığımız hizmetlerde nelere dikkat etmeliyiz?

Cevap: Öncelikle kısaca soruda zikredilen âyet-i kerimenin üzerinde duralım. İlk olarak âyet, “de, söyle” mânâsına gelen قُلْ lafzıyla başlıyor. Bu daha sonra kendilerine hitapta bulunulacak kimselerin uzak bir mesafede durduklarına işaret etmektedir. Yani bu lafız, herhangi bir yüceltme ve takdir ifadesi olmadığı gibi, bilakis muhatapların durmaları gerekli olan nokta ile durdukları yer arasında ciddi bir mesafe bulunduğunu ihsas ettiriyor.

Âyet-i kerimenin devamında, هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْأَخْسَرِينَ أَعْمَالًا “Size işledikleri ameller bakımından ahirette en büyük kayba uğrayanların kimler olduklarını bildirelim mi?” buyruluyor. Burada geçen أَعْمَالًا kelimesi çoğul olduğu için ibadet ü tâatten muamelata, oradan ahlâka kadar bütün amelleri, tavır ve davranışları içine alır. Belki burada Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifade ettiği, اَلْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً “İman yetmiş küsur şubedir.”12 hadisi hatırlanabilir. İşte bu ifade, hadiste işaret edilen bütün şubeleri içine alır.

Âyette geçen بِالْأَخْسَرِينَ lafzının kalıbı ise, bilindiği üzere, Arapçada “ism-i tafdîl” sigası olarak isimlendirilir. Dolayısıyla bu, “en çok zarar eden, tam anlamıyla ziyanda olan, bütün işlerini zarar içinde götüren veya zararın göbeğine otağını kuran kimseler” demektir.

38