Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) nübüvvetine iman etme ve O’nun sünnetine bağlı kalma, mü’minler için kurtuluş vesilesidir. İlk nurun sahibi olması ve hilkatin gayesi sayılması itibarıyla O’nun büyüklüğünü görebilmek çok önemlidir. Öyle ki hadis kriterleri açısından tenkit edilse de özellikle sofiler arasında meşhur olan bir sözde Allah (celle celâluhu) şöyle buyurmuştur: لَوْلَاكَ مَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ “Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.”99 Merhum Necip Fazıl da Efendimiz’le ilgili yazdığı bir kitabına “O ki O Yüzden Varız” ismini vermişti.
Kâinat meşherinin seyircilerine teşrifat memurluğu yapacak zat olmasaydı, bu kâinatın mânâsı anlaşılamaz; varlığın, Allah’ın isimlerinin tecellilerinden ibaret olduğu bilinemez; esma-i hüsnasıyla ve sıfat-ı sübhaniyesiyle Zât-ı Ulûhiyet tanınamazdı. Aynı şekilde insanlar, dünyada misafir olarak bulunduklarından ve buradan başka bir âleme göçeceklerinden habersiz olarak yaşarlardı. Dolayısıyla da doğru yolu bulamaz, doğru yürüyemez ve ulaşmaları gerekli olan ufka ulaşamazlardı. Eğer bütün bu konularda bir şey biliyorsak O’nun sayesinde biliyoruz. Bu hakikati ifade etme adına Akif,
Bu açıdan O’nun kemalat-ı şahsiyesinin siyer kitaplarına sığması beklenemez.