İnsan Cennet’e de ebediyete de, Cennet’te rü’yet ve rıdvana da bu latîfeleriyle namzettir. Ötedeki bütün mazhariyetler, ruh, kalb ve sırra baktığı için beden ve cismaniyet itibarıyla kavrayamayacağımız lütuf ve ihsanların أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِح۪ينَ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ سَـمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلٰى قَلْبِ بَشَرٍ “Salih kullarıma gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan tasavvurlarını aşkın şeyler hazırladım.”39 medlûlünce birer sürpriz şeklinde sunulacağına işaret edilmiştir. Evet, ötedeki eltâf-ı sübhaniyenin, idrak ufku sınırlı bulunan akl-ı meâş ile kavranamayacağı açıktır. Hele, dünyada mârifet, muhabbet ve aşk u şevk adına “hel min mezîd” “Daha yok mu?” diyenlere وَلَدَيْنَا مَز۪يدٌ“Nezdimizde daha fazlası vardır.”40 ferman eden Zât لِلَّذ۪ينَ أَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌ“İhsan şuuruyla ihsanda bulunan ve güzellere peyrev olanlara en güzel mükâfat ve bir de fazlası var.”41 menba-ı vaadinden kim bilir ne sürprizler ne sürprizler lütfedecektir.! Aslında مَنْ كَانَ لِلّٰهِ كَانَ اللّٰهُ لَهُ“Kim Allah içinse Allah da onun içindir.” mazmununca, tefaddul dalga boylu ilâhî mukavelenin muktezası da bunun böyle olmasını düşündürmektedir.
Dipnotlar
- 39Buhârî, bed’ü’l-halk 8, tevhid 35; Müslim, îmân 312, cennet 2-5.
- 40Kaf sûresi, 50/35.
- 41Yûnus sûresi, 10/26.