İçeriğe geç
13. Bölüm

Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın

İlk, birinci ve kadim demek olan “Evvel” bidayeti olmayan, her şeyden akdem ve bütün varlığın mebdei ve mübdii; son, en son ve nihayeti bulunmayan anlamındaki “Âhir” ise, bütün eşyanın fenâ ve zeval bulmasına karşılık, كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ“O’nun Zât’ı müstesna her şey yok olacaktır.”1 ve وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ*كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ “Arz üzerinde bulunan herkes fenâ bulacak ancak, senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zât’ı bâki kalacaktır.”2 âyetlerinin ifadesi çerçevesinde her şeyin gidip kendisine dayandığı bekâ ve sermediyetin biricik Sultanı demektir. ez-Zâhiru’l-Bâtın, varlığı mahlukatın varlığından daha açık ve her nesne kendini, kendi cirmi kadar göstermesine mukabil, bütün hususiyetleriyle O’nu ruhlara ve gönüllere duyurması ölçüsünde bir Zâhir; izzet, azamet ve şiddet-i zuhurundan ötürü ihata edilemez ve “mâsivâ” ölçüsünde kavranamaz bir Bâtın’dır.

102