İçeriğe geç

“Bir hâl ki gayb ilminden meydana gelir; o ilmi zevkten başka bir yolla duyup hissetmek mümkün değildir. Hep çalış ki kendinden kurtulasın; (zira bu ilme ulaşmanın yolu kendinden kurtulmadan geçer) ve bu ilim sana vacibtir eğer pahasını tedarik edebilirsen.. surî ilim, su ve çamur tabiatlı, (ilâhî vâridlerle beslenen) mânevî ilim ise, gönül ve cân rehberidir. (Evet) mânevî ilim bir gizli hazinedir; kendinden sıyrılabildiğin ölçüde sana gelir.”

3. İcabet-i sema sürûrudur ki; tam mazhar olunabildiği ölçüde, ruh mekanizmasının her yanından vahşeti izale eder.. hak yolcusunda Hazreti Müsemmâ-i Akdes’i müşâhede arzusunu kamçılar.. ve onda, temâşâ kapısının tokmağına dokunabilme ümidini coşturur; dahası ruhu uhrevî neşe ve sevinçlere gark eder.

Bu seviyedeki sürûr ufkunda bir yandan kalb, ruh ve bütün latîfelerin en samimî bir istekle Hazreti Mütekellim-i Ezelî’ye yönelmeleri, diğer yandan da: اَگَر نَه خَواهي دَاد، نَه دَادي خَواه“Eğer vermeseydi, istek ve teveccühü de vermezdi.” fehvâsınca, Hazreti Mennân u Mücîb’in duyup bildiği şeyleri kabul ve icabetle şereflendirmesi ki; bu seviyeye eren hak yolcusu, her zaman ruhundaki sürûr çağıltılarıyla kendinden geçer.. dört bir yanında “Hazîratü’l-Kuds”ten gelen buğu buğu üns esintilerini duymaya başlar.. kendini âdeta, ceberût ve rahamût âlemlerinin eşiğinin dibinde hisseder.. ve duygularını kuşatan köpük köpük gizli bir arzu ile, müşâhede kapısının tokmağına dokunma heyecanıyla gerilir.. tıpkı saf bir ruh gibi “bî kem u keyf” duyup hissettikleriyle mest olur.. ve döner kendi tali’ine tebessümler yağdırır.

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الَّذ۪ينَ وُجُوهُهُمْ نَاضِرَةٌ؛ إِلٰى جَمَالِكَ الْمُقَدَّسِ نَاظِرَةٌ.
وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ أَكْمَلُ التَّحَايَا وَعَلٰى إِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى اٰلِه۪ أَجْمَع۪ينَ.
93