İçeriğe geç

وَاللّٰهُ أَنْزَلَ مِنَ السَّـمَۤاءِ مَۤاءً فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا“Allah gökten bir su indirdi ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltti.”4, وَأَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًاۘ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ“Biz, o su ile ölü bir beldeyi dirilttik. İşte (kabirden) çıkışınız da böyle olacaktır.”5, وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَۤاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ“Biz, her canlı şeyi sudan var ettik.”6 beyanlarıyla ifade edilen kaynaktan elde ettiği gibi, imansızlık, mârifetsizlik, muhabbetsizlik kuraklığına, çoraklığına maruz kalmış ve hatta ölmüş ruhlar da; inançla hayat ufkuna yönelir, mârifetle onu duymaya başlar, aşkla onun enginliklerine açılır; azim, irade ve kararlılıkla da dirilirler; dirilir ve وَإِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ“Şüphesiz Sen en yüksek bir ahlâk üzeresin.”7 tebcili ile serfirâz Ahlâk Kahramanı’nın rehberliğinde تَخَلَّقُوا بِأَخْلَاقِ اللّٰهِ“Allah ahlâkı ile ahlâklanın.”8 hedefini gerçekleştirdiği ölçüde, ilâhî maiyyete ulaşır; o maiyyetin eb’âda sığmayan ferah-fezâ ikliminde sevinçle kanat çırpar; sürekli, şevkle şükür soluklar; mevsimi gelince, Hak huzurunda bulunmanın iştiyakıyla lâmekânî ve lâzamanî bir ufka erer ki, orada vicdanı her zaman:

فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذ۪ي يَسْمَعُ بِه۪ وَبَصَرَهُ الَّذ۪ي يُبْصِرُ بِه۪ وَيَدَهُ الَّت۪ي يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّت۪ي يَمْش۪ي بِهَا

“Bir de Ben onu sevdim mi, artık onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli… (ilh.) olurum.”9 hakikatini duyar; ruhu da فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ10 fehvâsınca, cennetlerde, Rabbülâlemîn’in civarında, Hazreti Erhamü’r-Râhimîn’in maiyyetinde, Sultan-ı Akderu’l-Kâdirîn’in gücü ile hep sonsuza doğru pervâz eder durur.

117