İçeriğe geç

İşte Hz. Nuh, bin seneye yakın bir müddet hep böyle nasihat edip durmuştur. Onu takiben Hz. Hud (aleyhisselâm) gelir. O da yine aynı şekilde: وَأَنَا لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ “Ben size emin bir nasihatçıyım.”3 der. İnsanları, yaratılış gayelerine uygun hareket etmeye davet eder.

İnsan ki, Cenâb-ı Hakk’ı bilip tanımak ve bu bildiklerini vicdanında duymak için yaratılmıştır. İşte ona bu vazifesini hatırlatmak ve aynı zamanda onu bu mârifete ulaştırmak için ard arda peygamberler gelmektedir.. ve Hz. Hud’dan sonra da nice peygamberler gelmiş ve hep aynı yolu takip etmişlerdir.

Ama ne zaman bir önceki nebinin ses ve soluklarının tesiri zihinlerden silinmiş ise, muhakkak insanlık bir öncekilere göre alçalışa geçmiş ve onun ruhî hayatında büyük sarsıntılar birbirini takip etmiştir. Mânevî hayat çorak bir araziye dönmüş, lâhut âlemine ait inşirah esintileri tamamen dinmiş ve insanlar derbeder hâle gelmişlerdir. İşte nebiler babası Hz. İbrahim (aleyhisselâm), gönderildiğinde insanlık âlemi böyle bir atmosferi yaşıyordu. O, “emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker”in diriltici nefesleriyle insanlar arasına girdi; nerede üç-beş kişi gördüyse, oraya gitti ve onlara hakkı, hakikati tebliğ etti. Onu dinleyip sözüne kulak verenler, yeniden insanî kemalat adına zirvelere tırmandı ve hep şahikalarda dolaşmaya başladılar.

Hz. İbrahim’den sonra insanlık tekrar çıktığı zirveden yavaş yavaş aşağıya inmeye ve yeniden yozlaşmaya yüz tuttu. Her şeyi maddede arayan ve onda bulmaya çalışan bir zihniyet, yeniden gelip baş köşeye kuruldu. Bir ucu yirminci asra kadar uzanan bu felaketin, nasıl korkunç bir şey olduğunu, zannediyorum biz bugün daha iyi anlamaktayız.

8