İçeriğe geç

“Naklettiğiniz hadisler size hangi senetlerle ulaşıyor?” Muhammed b. Mukatil bunu sıradan bir hadis usûlü sorusu zannederek: “Benim rivayet ettiğim ricalin hepsi de sikadır.” dedi. “Meselâ ben falandan rivayet ederim. Bu insan sözüne itimat edilir birisidir.” Ve ilave etti: “Benim şeyhim falan şahıstır.” Hâtimü’l-Esam sormaya devam etti:

– Ya onun şeyhi kimdir? O kimden rivayet eder?

– O da filan zattan.

– Ya o kimden?

– O da Hz. Ali’den.

– O kimden?

– O da Efendimiz’den.

– Peki Efendimiz kimden?

– Elbette Cibril’den.

– Ya O?

– O da hiç şüphesiz Rabbimiz’den.

Ve işte bu sözün burasında Hâtimü’l-Esam taşı gediğine koydu ve “Demek ki, hadisler size bu kadar sağlam senetlerle geliyor. Şimdi bana söyler misiniz, size gelen bu hadisler arasında böyle bir köşkte, böylesi hizmetçiler arasında ve böyle sıcak bir döşekte yaşamanın faziletine dair hiç rivayet var mı?”

O söyledikçe Muhammed b. Mukatil renkten renge girdi. Hastalığı birden şiddetlendi. Yanındakiler Hâtimü’l-Esam’a “Sus artık, adamı öldüreceksin!” dediler ama o daha sert bir dille “Esas böyle davranmakla onu siz öldürüyorsunuz!” karşılığını verdi.4

Evet, irşad ve tebliğ adına yola çıkanların, daha sonra teveccüh-ü nâsla hayat çizgilerini değiştirmeleri karşısında susmak, onları öldürmek ve onlara kötülük yapmak demekti. Hâtimü’l-Esam ise o anda, yapılması gereken en güzel işi yapmıştı.

174