İçeriğe geç

O hâlde, bugünkü şartlar ve kullanılan mücadele metotları itibarıyla sen, İslâmî düşüncenin yeşermesi, ibadet neşvesinin gelişmesi için dinî duygu ve düşüncenin köpürtüle köpürtüle yaşandığı ocaklar inşa etmenin yanında, onların kuruldukları devrelerde eda ettikleri fonksiyonu eda edebilecek müesseseler kuracak ve bu müesseselerle yetişen nesillerin imdadına koşacaksın. İslâm ruh ve şuuruyla gençliğin iç âlemini donatacak ve kat’iyen inanacaksın ki, mâneviyatsız bir neslin yapacağı müspet hiçbir iş yoktur. Zira din adına en büyük aksiyon sahibi şahsiyetleri yetiştirmek, senin bu gayretine bağlıdır. Sistemli çalışabilirsen İmam Rabbânîler, İmam Gazzâlîler, Şah-ı Nakşibendler, Fatihler, Yavuzlar… vb. cihangirlerle beraber, Farabîler, İbn Sinalar, Muhyiddin İbn Arabîler, Mevlânalar gibi nice düşünce ve vilâyet kutupları senin asrında ve senin neslin içinde de yetişebilecektir. O güllerin bizim bahçemizde de yetişmesine mâni hiçbir şey yoktur. Yeter ki bağban ve bahçıvan kendine düşeni yerine getirebilsin…

Yukarıda da söylediğimiz gibi, “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”in, insanlar arasında müşterek hukuk adına yapılması gereken ayrı bir yönü daha vardır ki, bu aynı zamanda toplum olarak yaşamanın da getirdiği bir sorumluluktur. İslâmî ahlâk ve düşüncenin duyulur, hissedilir, yaşanır hâle gelmesini temin etmek, bu kısma dahil içtimaî bir mesuliyettir. Müslümanın çarşı-pazarına ait değişmez prensipler bu cümleden sayılacağı gibi, fertler arasında karşılıklı korunması gereken haklar da bu cümledendir. Şimdi bu hususu biraz daha açalım.

47