İşte bütün bu hususlara işaretle Cenâb-ı Hak: كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُۤوا اٰيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُوا الْأَلْبَابِ“(Bu Kur’ân) çok mübarek bir Kitap’tır. Onu sana indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve akl-ı selim sahipleri öğüt alsınlar.”3 buyurmaktadır. Âyette geçen لِيَدَّبَّرُوا tabiri, bir şeyi evire çevire ele alma, baştan sona, sondan başa gelip giderek teker teker düşünme mânâsına gelir. Ve işte Kur’ân böyle bir ‘tedebbür’le incelenmelidir… Ayrıca akıl sahipleri, Kur’ân’dan istifade ile daha ince hakikatleri bulup keşfederek, büyük ve derin mânâlara, bu tefekkür sayesinde nüfuz edecektir ki, âyette لِيَتَذَكَّرَ أُولُوا الْأَلْبَابِ denilmiştir. Bir başka âyette de şöyle buyruluyor: أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ أَنْ لَنْ يُخْرِجَ اللّٰهُ أَضْغَانَهُمْ“Yoksa kalblerinde hastalık olanlar, Allah kendilerinin (Peygambere ve mü’minlere karşı güttükleri) kinlerini ortaya çıkarmayacak mı sandılar?”4 Kur’ân her şeyi çok açık ve net gösterdiği hâlde niçin Kur’ân’ı tedebbür edip düşünmüyorlar? Kaldı ki, Kur’ân’ı okuyup da (bir insanın) Allah yoluna girmemesi düşünülemez. أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا“Yoksa onların kalblerinde kilit mi vardır? Yoksa kalbleri mühürlenip kapanmış mıdır ki, onların kalblerine Kur’ân hakikatleri namına bir şey girmiyor?”5
Kur’ân, hayatın hayatıdır. İnsan hayatının hayrı ve bereketi Kur’ân-ı Kerim’i hayatına düstur yaptığı ölçüdedir. Kur’ân’dan uzak bir hayat uğursuzdur, bereketsizdir. Kur’ân’dan uzak bir milletin hayatında dedikodu, keşmekeşlik ve Kur’ân’dan uzaklık nispetinde anarşi vardır.
Dipnotlar
- 3 Sâd sûresi, 38/29.
- 4 Muhammed sûresi, 47/29.
- 5 Muhammed sûresi, 47/24.