İşte insan Fatiha’yı okurken bu münasebet ve paylaşmaya dikkat etmelidir. Kul: “Allahım, beni doğru yola hidayet et; ifratın, tefritin ortası yola; şehvete düşürmeyeceğin, gazaba uğratmayacağın, cerbezeye atmayacağın yola… Akılsızlık içinde boğmayacağın, arzu ve isteklerden sıyırmayacağın yola… Bunakların, akılsızların, hissizlerin yoluna girmekten beni muhafaza buyur. Nebilerin, sıddıkların, şehitlerin yoluna hidayet eyle. Mağdûbîn ve dâllînden eyleme!” diyor. Allah da (celle celâluhu): “Bu, kuluma aittir ve kulumun istediği verilecektir.” cevabını veriyor. Artık, kul olarak biz de Mevlâ-i Müteâl’in karşısında daima bu paylaşmayı düşünerek, Rahmân ve Rahîm’in bizi giydirip süslemesi, boynumuza madalyalar asması, bizi prens hâline getirmesi karşısında, mükellefiyet ve mesuliyetimizi idrak ederek ona göre bir vaziyet almaya çalışmalıyız.