İçeriğe geç

Şimdi, hiç uygun mudur ki, bu kadar mazhariyetten sonra o gitsin, kendi şahsiyetine, kendisine lütfedilen şeylere münasip olmayan işlerle uğraşsın. Kısaca, pislikleri karıştırsın, kapının önünde uygun olmayan mahluklarla; bitle, pireyle, fareyle, akreple, yılanla çiyanla meşgul olsun; üzerinde taşıdığı madalyalar, formalar ve saray sahibinin nazarında olduğuna hiç dikkat etmesin. Aksine böyle davrandığı takdirde hemen hükmümüzü verir ve deriz ki; bu zat, böylesine nimetleri düşünmeyerek, bu gibi âdi işlerle meşgul olmasının cezasını muhakkak görecektir. Bununla Allah’ın, Rahmâniyet ve Rahîmiyetinin altında, insanın mazhar olduğu lütuflarla, yaptığı işlerin birbirine münasip olmamasının ve Allah’ın insanı muhatap olarak kabul etmesine mukabil, insanın bu iltifatları değerlendirip değerlendirmediğini anlatmak istedik…

Fatiha hakkında Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadiste Allah’la kul arasındaki bu münasebet ve paylaşma bize şöyle anlatılır: Fatiha’da Allah (celle celâluhu) kuluyla konuşuyor ve şöyle buyuruyor: قَسَمْتُ الصَّلَاةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ. فَنِصْفُهَا لِي وَنِصْفُهَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ“Fatiha’yı ikiye taksim ettim. Yarısı Benim, yarısı kulumundur. Kuluma istediği verilecektir.” Kul اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ dediği zaman Allah Teâlâ: “Kulum Bana hamd etti.” der. Kul اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ dediği zaman Allahu Teâlâ: “Kulum Beni senâ etti.” der. Kul مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ dediği zaman Allah Teâlâ: “Kulum Beni yüceltti.” der. Ve buraya kadar Benimdir. Kul إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ dediği zaman Allah Teâlâ: “Bu, kulumla Benim aramdadır.” der. “Sûrenin sonu ise sadece kulumundur ve kuluma istediği verilecektir.” der.6

133