İnhiraf, insanın kayması demektir. Bu, hem düşüncede hem inançta ve hem de amelde olabilir. Birisi çıkar Hazreti Ali, Allah’ın oğlu der, bir diğeri de hayır Allah’tır der1 –nitekim denmiştir de– ve kitleler böylesi sapık düşüncelerin arkasında koşar durur…
Üstü kapalı arz etmeye çalıştığım bu husus şimdiden tahşidatı yapılarak, kayıt altına alınarak tespiti yapılamazsa, yarın çoklarının başını ağrıtır ve yıllardır size güvenen, itimat eden Ehl-i Sünnet akidesine bağlı insanları hayal kırıklığına uğratmış olursunuz. Rabbim böylesi kaymalardan bizleri muhafaza buyursun!
Radikalizm
Radikalizm, köktencilik ve hepten dincilik demek. Bu kelime, mânâ ve muhteva itibarıyla Batı’dan bize geçmiş bir kelimedir ve kat’iyen İslâm’la alâkası yoktur. Bununla beraber radikalizm şayet, dine ait her şeyi hiç taviz vermeden, başkalarının ifrat diyebileceği bir ölçüde yaşamaksa şayet, bu anlamda İbrahim İbn Edhemler, Fudayl İbn İyazlar en ileri radikal sayılırlar. Bu itibarla da, bugün kendilerine radikal diyen veya denilen insanların radikallikle ciddî bir alâkalarının olmadığı söylenebilir.
Evet, kılı kırk yararcasına Müslümanlığı yaşayan, şurada-burada dolaşmayı gözüne haram girer endişesiyle caiz görmeyen, acından ölecek olsa bile, haram veya şüpheli bir yiyeceği ağzına koymamaya çalışan, israfın her çeşidinden uzak duran, elinden-dilinden kimseye zarar gelmeyen yürekten Müslümana radikal denebilir ki, bu anlayıştaki insanlardan zarar geleceğini düşünmek sırf bir vehimdir. Zira, dünyaya karşı meyl ü muhabbet göstermeyen böyleleri, onun cazibedar güzellikleri karşısında da asla pes etmezler. Öteden beri hizmet uğrunda belki de en fazla çile, ızdırap ve acıyı çeken onlar olmasına rağmen, kötülüğün en küçüğünü bile akıllarının köşelerinden geçirmemişlerdir.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/160; el-Bezzâr, el-Müsned 3/12; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 1/406.