İçeriğe geç

Şimdi böyle bir yumuşamanın, içinde bulunduğumuz coğrafyada olduğu şekliyle, bütün dünyada olması isteniyorsa, doğusu ve batısıyla insanların bir arayış içine girdikleri şu dönemde Müslümanların, Müslümanlığı temsili meselesini tekrar gözden geçirmeleri gerekecektir. Bu temsilin seviyeli olması nispetinde, Efendimiz’e her yerde; “Hazreti Muhammed” denecek, hatta O’na saygının ifadesi olarak, “sallallâhu aleyhi ve sellem” de eklenecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Evet, o zaman yeryüzünde bu kadar çözüm bekleyen meseleler karşısında bu insanlar, “Hele bir de Kur’ân’a bakalım…” diyecek ve onun o engin düsturlarıyla, hayatları arasındaki münasebetleri bir kere daha duyacaklardır. Ancak unutmayalım ki, bütün bunlar, Kur’ân’ı çok iyi temsil eden, Kur’ân’a gönül vermiş, Allah’a kavuşma arzu ve iştiyakı ile dopdolu, davranışlarında ihlâs ve samimiyet nümâyân olan insanlar tarafından gerçekleştirilecektir.

Aksi hâlde, hâlihazırdaki durumumuz itibarıyla, temsildeki zaafımızla yaşamaya devam edecek ve sadece hayal ve hülyaların peşinden koşmuş olacağız.

İlim Düşüncesi

İlim düşüncesinin gelişmesi ve herkese mâl olabilmesi, ilim sahiplerinin havass-ı hamse-i selime, akl-ı selim ve Batılıların akıl erdiremedikleri haber-i mütevatiri iyi değerlendirmesine bağlıdır. Ayrıca metot, metodoloji, sistem, kararlılık, ısrar ve aşk da meselenin ihmal edilmemesi gereken önemli unsurlarıdır. Evet, ilim düşüncesiyle, ilim aşkı arasında –eski ifadesi ile– telâzum vardır. Yani aşk bahis mevzuu olmazsa, ilim düşüncesi çok ciddî yara alacak ve onunla hedeflenen noktalara ulaşılamayacaktır.

164