Evet, bu insanlar yıllardan beri, aslında bütün insanlığın dinden beklediği şeylerden mahrum yaşamışlardı. Şimdilerde böylesi düşüncelerin yaygınlaşması sayesinde herkes kendini bir kere daha yeniden hissetti. Demek ki, biz kendi düşünce dünyamız adına bu kadarcık olsun bir şey verememişiz onlara. Tabiî ki onlar da hep başkalarının tesiri altında kalmış ve bizi, dinimizi sevmemişler. Bana göre böyle küçük gayretlerle düşünceleri ve bir anlamda hayat felsefeleri değişen insanlar, daha büyük gayretler gösterilse sırat-ı müstakîmin ayrılmaz yolcusu olacaklardır.
Öte yandan din-diyanet adına sertlik, huşunet gösteren dindar insanlar varsa, bunların her biri, din adına sahip olduğu düşünceleri bir kez daha gözden geçirme ve kontrol etme mecburiyetindedirler. Onlar şimdiye kadar göstermiş oldukları sertlik ve huşuneti bir kenara itmeliler. Ebû Hanife, İmam Rabbânî, İmam Gazzâlî, Yunus Emre’nin dini kabulleniş ve uygulayışlarını baz alarak, eski düşüncelerini mutlaka sorgulamalılar.
Aksine bu yapılmadığı takdirde bazılarının çeşitli yollarla İslâm’ı hayata hâkim kılma düşünceleri bana göre İslâmî anlayış ve düşünceyi küçültecektir. Oysaki bize düşen İnsanlığın İftihar Tablosu’nun ufkunu yakalamaya çalışmaktır. O’nun ufkunda, yol mülâhazaları içinde en üst seviye de olsa dünyevî makamlara talip olma yoktur. Sadece ve sadece Allah’ın rızasına talip olma vardır.