İçeriğe geç

Söz buraya gelmişken Attila İlhan’ın çok hoşuma giden bir tespitini aktarmak istiyorum. Diyor ki, “Tanzimat’tan bu yana Türkiye’de işleri hep aydınlar bozmuş, arkadan halk gelip onu düzeltmiştir.” Evet, bütünüyle katıldığımız bir tespit… Demokrat Parti döneminden bugüne gelinceye kadar, ülkemizin yaşadığı siyasî süreci göz önüne getirip de o devirdeki şartları baz alarak hâdiseleri değerlendirebilsek, halk tabakasının o engin firasetiyle verdikleri kararın, Attila İlhan’ın bu tespitini doğruladığı kanaatini biz de paylaşacağız. İsterseniz buna “sevk-i ilâhî” diyebilirsiniz.

“Bu tip gruplar sadece bizim ülkemizde mi?” denecek olursa, elbette hayır. Suriye’den, Mısır’a, oradan Cezayir ve Tunus’a varıncaya kadar birçok İslâm ülkesinde kendi değerlerinin farkına varmış, kültür emperyalizminden kurtulma kıvılcımları çakmaya başlamış ülkelerde de var bu tip gruplar. Suriye’de olsun, Mısır’da olsun veya daha başka yerlerde olsun, Müslümanlar uğradıkları tenkil hareketlerinde hep bu tür grupların şu veya bu şekilde kullanıldıklarını görürüz.

Zannediyorum birtakım güç odakları aynı şeyleri Türkiye’de tezgâhlamak istiyorlar. Bazı küçük grupları meydanlara, sokaklara salarak, diğer bütün Müslümanları sokağa çekmeye çalışıyorlar. Ama Allah’a hamd olsun, o firasetli Müslümanlar şimdiye kadar bu tür oyunlara gelmediler ve inşâallah ileride de gelmeyecekler. Günübirlik hâdiseler içine yine günübirlikçi düşüncelerle girmeyecek, aksine temkin, vakar ve ciddiyeti elden bırakmadan ülkemizin geleceğini karartabilecek böylesi tezgâhları hazırlayanların yüzlerine çalacaklardır.

Boşuna Mesai

Devlet idareciliği velûd dimağ isteyen bir iştir. Ebû Hanife gibi âyet ve hadisleri baz alarak, daha olmamış meseleleri bile kafasında üretecek ve çözüm bulabilecek velûd bir dimağa sahip olma, devlet adamlığının vazgeçilmez şartıdır.

142