İslâm, bu ve benzeri yollarla, başka hiçbir sistemde görülmeyen, fıtrîlik içinde bir paylaşım ve dağıtım sistemi tesis etmiştir. Öyle ki, bu sistemde alan aziz, veren de her zaman hürmet ve hayır duaları ile yâd edilir. Böyle bir cemiyet içinde görülen ve duyulan, sadece sevgidir, muhabbettir ve karşılıklı hürmettir.
Burada zikretmeden geçemeyeceğimiz bir husus da şudur: İslâm, ferde aşıladığı o yüksek ahlâk sayesinde dağıtımda hiç zorlanmadığı gibi, bazen cömertlik duyguları feveran eden insanları bizzat dizginleme lüzumunu duyduğu da olmuştur.
Meselâ, Sa’d b. Ebî Vakkas malının hepsini Allah yolunda infak etmek istediğinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) duruma müdahale etmiş ve, “Hayır, malının hepsini değil, yarısını da değil, ancak üçte birini infak et; hatta o bile çoktur.” buyurmuştur.3
Bir başka zaman Ka’b b. Malik aynı teklifle Allah Resûlü’nün yanına gelince, Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona da aynı tepkiyi göstermiş ve, “Senden sonra vârislerini insanlara el-avuç açan birileri olarak bırakmaktansa, onları zengin olarak bırakman daha hayırlıdır.”4 buyurmuşlardır ki, bu ve benzeri misaller, İslâm’daki paylaşımın diğer iktisadî sistemlerden ne kadar üstün olduğunu apaçık göstermektedir.
Dipnotlar
- 3 Buhârî, cenaiz 36; vesâyâ 2, 3; menâkıbü’l-ensar 49; Müslim, vasiyet 7, 8, 10.
- 4 Heysemî, Mecmeu’z-zevâid 4/213.