Bu ana girişten sonra dağıtım konusunu biraz daha detaylı ele alabiliriz:
2. Üretim Öncesi Dağıtım
İslâm iktisadında üretim öncesi dağıtımda ferdî mülkiyete getirilen denge ve ölçü, diğer sistemlerle kıyaslanmayacak seviyede tam bir adalet örneği teşkil eder.
İslâm, ısrarla ferdin mülk edinme hakkı üzerinde durur. Ancak buna bir sınır koymayı da ihmal etmez. Ona göre fert, elinin ulaştığı her şeyin sahibi ve maliki değildir. Bu, bir bakıma kolektiflikte denge prensibidir. Herkes her şeyde değil, belli şeylerde ortaktır.
Diğer taraftan da o sa’yi (çalışmayı) sürekli öne çıkarır. “Kişi için ancak çalıştığı vardır.”1 prensibi, emeğe sahip çıkıldığını gösteren apaçık ve güçlü bir delildir.
Çalışmadan elde edilen her şey, İslâm’a göre bir mânâda mezmumdur. Ona göre, kazanılan her şey, onu çalışarak elde edene aittir. Onun içindir ki İslâm, fiilî olarak her ferdin bizzat kendisinin yapması gereken hususlarda vekâletin caiz olamayacağı düsturunu vaz’etmiştir.
Meselâ, hiç kimse bir başkasını av işlerinde vekil tayin edemez. Zira av, onu avlayana aittir ve bir başkasının onda hakkı yoktur. Bu, kara ve deniz bütün av hayvanları için geçerli olan bir hükümdür. Eğer başka birisinin av aletleri kullanılmışsa, ona sadece böyle bir kullanmaya bedel olarak ücret verilir.2
Üretimden önceki dağıtımdaki dengeye bir başka misal olarak da mülkiyetteki dengeyi zikredebiliriz.
Dipnotlar
- 1 Necm sûresi, 53/39.
- 2 Şeyhzâde, Mecmau’l-enhur şerhu Mülteka’l-ebhur 3/563; Semerkandî, Tuhfetü’l-fukaha 3/15.