Yüce dinimiz, dünya ve ahiret saadeti vaad ediyormuş; bize yüksek insanî ufuklar gösteriyormuş; hayatımızı anlamlaştırıyormuş.. bunların hiçbiri kendilerine has o büyüleyici tesirleriyle bu dünya insanına bir şeyler ifade etmiyor veya ettiğini ben göremiyorum; görüp bildiğim bir şey varsa, o da, inananların zaafı, vefasızlığı ve mülhitlerin de korkunç husumeti.. öyle ki, din adına bir faaliyette bulunsanız, daha ilk adımda ilhadı karşınızda bulursunuz; ikinci adımda inançlarınız, ümitleriniz ve metafizik mülâhazalarınızdan ötürü alay konusu olursunuz, en azından densiz bazı çevrelerin levmine uğrarsınız; diyalog, hoşgörü ve herkesle kucaklaşma dediğinizde, farklı bir kesimce yaylım ateşine tutulur ve günümüzün Haricîleri diyebileceğimiz kimselerden tehditler alırsınız; dininizi tam yaşamaya kalksanız, bugüne kadar müspet ne tür bir başarı ortaya koydukları belli olmayan bazı güçlerin taarruzuna maruz kalırsınız; kalır da elli türlü komplo ile karşılaşırsınız.. bütün bunların yanında dine-diyanete sövüp sayanların, geçmişinizi karalayanların, millî değerlerinizi hiçe sayanların, atalarınıza hakaret yağdıranların o hiç dinmeyen densizlikleri de kan olur, irin olur içinize akar ve size hicran dolu anlar yaşatır.