İçeriğe geç
8. Bölüm

Şafaklar Üst Üsteydi

Dünyanın karanlıklara yenik düştüğü bir dönemde ufkumuz hep renklerle tülleniyordu ve peşi peşineydi fecir şölenleri. Doludizgindi ışık süvarileri ellerinde pâr pâr meşaleler, dirilişe çağırıyorlardı insanları uğradıkları her yörede.. diriliyordu semtlerine uğrayanlar İsa Mesih nefesi duymuş gibi.. ve yeşeriyordu geçtikleri yerler Hızır uğramışçasına. Bir gözleri dünyada, bir gözleri ukbâda; halkın içinde Hakk’a müteveccihti bu büyülü çehreler.. akılları, kalbleri el eleydi şu dünya macerasında; kâh burada, kâh ötede o sihirli seyahatleriyle her gün ayrı bir şehrâyin yaşıyorlardı âdeta…

Gökler bu dünya ile iç içe ve dudak dudağaydı.. şehirlerimiz, köylerimiz semaların tabakaları gibiydi. Kıtadan kıtaya geçme yakınlığı gibi tahayyül ediyorduk âsuman katmanları arasında seyahati ve çocuklar gibi en tatlı hülyalarla geçiyordu gecelerimiz-gündüzlerimiz. Her şafak ve tulû ile var olduğumuzu bir kere daha duyuyor, bir kere daha yeniden diriliyorduk. Düşünce ufkumuzda hep Cennet meltemleri esiyor ve üzerimizde ruhanîlerin kanat sesleri duyuluyor gibi oluyordu. Bütün bir geçmişi bu günle, bu günü de yakın-uzak gelecekle iç içe yaşıyor, muasırlarımızın zaman darlığından değişik bunalımlarla kıvrandıkları aynı anda biz, Cennetin ferah-feza yamaçlarında dolaşıyor gibi hep huzur ve neşe solukluyorduk.

64