Muvakkat Fırtınalar Ve Daimî Meltemler
Üç aylarla beraber zaman beklenen eşref günlere, eşref saatlere de kayıyor gibi.. gerçi hâlâ şerlere açık o “eyyâm-ı nahisât”a1 dâyelik yapan uğursuz günlerin gölgesi üzerlerimizde ve yer yer fırtınalar şiddetli esmeye devam ediyor; tahribe kilitlenmiş bir kısım çılgın ruhlar hız kesmeden yıkmalarını sürdürüyor ve her yanda fitne ocakları tutuşturarak inanan insanların seslerini kesmeye çalışıyorlar; ama, büyük çoğunluk itibarıyla bizler –inşâallah öyleyizdir– sürekli güzellikleri kolluyor, güzellikler arkasında koşuyor, hülyalarımızı güzelliklerle süslüyor ve neşelerimizi gıcıklayan en derin hazlarla ötedeki saadet saraylarına ait kapıların aralandığını hissediyor ve gıcırtılarını duyar gibi oluyoruz.. duyar gibi oluyor ve bulunduğumuz yerden Cennetlere atlıyormuşçasına masmavi ve aydınlık bir dünyayı temâşâ etme noktasında bulunuyor olma ruh hâletiyle dıştaki tipi-borana rağmen –zaman zaman da olsa– kendimizi bir haz zemzemesi içinde sanıyoruz. İmanın ve Hakk’a itimadın içimize saldığı nurlar sayesinde ne çevremizde oluşturulmak istenen gürültü ve velveleyle sarsılıyor ne her yanı saran toz duman karşısında panikliyor ne de üst üste üzerimize gelen zulme, zalime ve zulümâta “eyvallah” ediyoruz. Allah’a güveniyor, hikmetle donanıyor ve her yörede soluklamaya çalışıyoruz dini-diyaneti, Hak rızasını ve kendi kültür değerlerimizi.
Dipnotlar
- 1 “Eyyâm-ı nahisât”, fırtınalara, kasırgalara gebe uğursuz günler demektir; bu ifadeyle, (Fussilet sûresi, 41/16) âyetine atıfta bulunulmaktadır.