Bizim De Kendimiz Olduğumuz Günler Vardı
Bugüne kadar çok lütuflar gördük Hak elinden.. ve ne ışıktan günler yaşadık O’nun teveccühünden!.. Zaman zaman bir kısım olumsuz yanlarımızdan ötürü hafifçe hırpalansak da, ekseriya özel iltifatlarla günlerimiz hep güldü.. biz de dolu dolu sevinçlerle köpürdük; köpürdük ve liyakatlerimizin kat kat üstünde ne sürpriz inayetlere şahit olduk.. ne görünmezleri gördük ne erişilmezlere erdik ve ne paha biçilmez mazhariyetlerle pâyelendirildik. Sağanak sağanak ötelerden gelen değişik dalga boyundaki lütuflar ve yalnız olmadığımızı haykıran ak alınlı hâdiseler hiç mi hiç eksik olmadı. Ara sıra ruhlarımızda bir gurbet hissi belirse de, bizi yalnız bırakmayan Dost’un yüzlerce hâdise ile yakınlığını duyurması ve ufkumuzun enginliği ölçüsünde maiyyetini hissettirmesi sayesinde atmosferimiz yeniden aydınlanır ve gönüllerimiz şâd olurdu. Silinir giderdi bütün kederler ve tasalar; inşirah yağmaya başlardı ruhlarımıza; bırakırdık kederi, tasayı ve çocuklar gibi sevinirdik. Hâdiseleri yakından takip edenler için O’nun iltifatları mütemadî ve teveccühleri de kesintisizdi. Öyle ki, her zaman ufkumuz aydın ve mağriblerimiz de maşrıklar gibi pırıl pırıldı…
O’nun bize en büyük teveccühü sayıyorduk biz olarak kalmamızı ve biz olarak yaşamamızı; zira bu sayede kendimiz gibi düşünüyor, kendimiz gibi davranıyor, hemen her zaman kendi sesimizle soluklanıyor, ruh ve mânâ köklerimizden fışkıran disiplinlere bağlı hareket ediyor ve kendi kültür değerlerimizi yine kendi üslûbumuzla seslendiriyorduk; seslendiriyor ve kat’iyen kendi kendimize yetmediğimizin ifadesi sayılan fantezilere girmiyorduk. Kendimiz olmayı her zaman bir lezzet gibi duyuyor ve bu sayede, O’ndan gelen ilâhî lütufları da semavî bir armağan gibi değerlendiriyorduk.