İçeriğe geç

“Şüphesiz semavat ve arzın yaratılmasında, gece ve gündüzün deverânında, insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyarak yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirdiği yağmur ile ölmüş toprağı diriltmesinde, derken her tarafa canlıları yaymasında, rüzgârları, yerle gök arasında emre musahhar bekleyen bulutları evirip çevirmesinde aklını kullanıp düşünen bir cemaat için pek çok âyet ve işâretler vardır.”3

“Onlar, göklerin ve yerin melekûtuna (varlığın perde arkası), Allah’ın yarattığı şeylere ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur’ân’dan sonra hangi söze inanacaklar.”4

“Onlar, üstlerindeki semaya bakmıyorlar mı? Hiçbir çatlaklığı olmadığı halde onu nasıl bina etmiş ve donatmış.”5

“Yakîne açık kalbler için yeryüzünde işaretler vardır. Görmüyor musunuz sizin nefislerinizde de..!”6

“De ki, yeryüzünde gezip dolaşınız… Allah ilk başta nasıl yaratmışsa, sonra âhiret hayatını da öyle inşa eder. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”7

“Göklerde ve yerde nice harikalar (deliller) vardır ki, onlara uğrar geçerler, ama yüz çevirerek…”8 Kur’ân bu ve benzeri âyetleriyle, insanı kâinattaki harikaları düşünmeye, varlığın çehresindeki ince mânâları tetkike, çevremizdeki baş döndürücü güzellikleri temâşaya ve dört bir yanda duyulan sesleri dinlemeye davet edip onun ruhunu tefekkürle şahlandırdığı gibi…

“Âfâk ve kendi nefislerinde onlara âyetlerimizi göstereceğiz. Böylece Kur’ân’ın hakkaniyeti onlar için iyiden iyiye belli olacak.”9fermanıyla da Yüce Yaratıcı’nın, âfâk ve enfüste gösterdiği baş döndürücü âhenk ve nizamı, güzellik ve ihtişamı nazara vererek, seyrine doyulmayan en muhteşem tabloları müşâhedeye davet etmektedir.

“Gökleri, yeri ve bunların içinde yaratıp ürettiği canlıları var etmesi de O’nun harika icraatındandır.”10

90