O, öyle rehber bir Kitap’tır ki; sayesinde hakikate uyanmış gözlerin önüne geçer, onları ötelerde gezdirir; itminan ve doygunluğa ermiş kalbleri mehabet iklimlerinde dolaştırır; mütefekkir ruhları hayret ve hayranlıklarla sarhoş eder ve temiz vicdanlara her an ayrı bir nefha üfler…
Bu öyle parlak bir Beyan’dır ki; ruhların en yükseği ve şekillerin en mükemmeliyle dünyaya gönderilen insana, mutluluk ve saadetin en idealini, teâlî ve terakkinin en erişilmezini ve yaşamanın en insancasını göstererek ona, yolların en doğrusuyla “insan-ı kâmil” olma zirvelerini vaad eder.
Bu şanı yüce Kitap’tır ki; o, bütün cihan, derin bir gaflet ve dalâlet içinde bocalayıp durduğu bir dönemde, insan, fert ve cemaatlerinin birbirine karşı hukuk ve muamelelerini, hareket ve davranışlarını, vazife ve mükellefiyetlerini tanzim ederek, hürriyet, adalet ve müsâvât hakikatlerini, bir hamlede, gerçek mânâlarıyla tahakkuk ettirmiş; zulüm ve haksızlığa karşı mücadelelerin en çalımlısını vermiş; beşeri, hatta bütün canlıları içine alabilecek şekilde âlemşümul şefkat ve merhamete çağırarak, harp ve sulhü insanî değerler çizgisine çekip, etrafında toplananları yeryüzü emniyet ve huzurunun, denge ve muvazenesinin temsilcileri hâline getirmiştir.
Bu öyle pırıl pırıl nûrefşân bir Kitap’tır ki; bir taraftan insana acz ve fakrını hatırlatarak onun gurur ve bencilliğini frenlerken, diğer taraftan onu aşk u şevkiyle coşturarak nâmütenâhîliklere yelken açmaya çağırır.