İçeriğe geç
10. Bölüm

Eski Şehirlerimiz

Eski şehirlerimiz, dış görünüşleri, iç derinlikleri, gelin endamları, çevrelerindeki bağ ve bahçeleri, çağlayan ırmakları ve üfül üfül havasıyla bütün gönülleri yumuşatır, bütün hülyaları büyüler ve semtlerine uğrayanları âdeta sarhoş ederlerdi.

Üzerlerinde ötelerden rengârenk ışıkların yağdığı, toprağından ünsiyet, aşk ve sevginin fışkırdığı, sakinlerinin, onun bağrında her an ayrı bir vuslatı teneffüs ettikleri bu güzellikler galerisi şehirler, yedi iklim dört bucağın can atıp ona koştuğu bir Cennet köşesiydi âdeta.

Her yanıyla güzellik ve tefekküre açık; bağı-bahçesi, çarşısı-pazarı, sokağı ve evleriyle huzur ve güvenin tütüp durduğu bu beldelerin hemen her yanında, Hak güzelliklerinin meşheri tabiat kitabı, renk, desen, nizam ve âhengiyle köpürdükçe köpürür.. bütün gönüller sevmek ve sevilmeye ihtiyaç arzusuyla coşar.. ruhlar çevrelerinde kaynayıp köpüren bu nizam ve âhengin verdiği inşirah ve sevinçle gündelik sıkıntılardan kurtulur; kitaptan kâtibe, sanattan sanatkâra, güzelliklerden güzelleştirene ulaşma arzusuyla buuddan buuda koşar ve hep derinliklere doğru süzülürlerdi…

İnsanların ilhamlı çehrelerinde, binaların büyülü edalarında her şeyin lâhutîliğe boyun eğdiği hissedilir ve her şey, hudutlarını semavî ilhamların çizdiği bir derin iklimde yol alıyor gibi, mânâlı, mevzun, âhenkli ve pırıl pırıl yüzer giderdi.

Çarşı-pazar, cami-ev arasında gelip giden insanların hemen hepsinde, onlardaki beşerî yanlara üstün gelen bir ruhanîlik vardı. Belki de hepsinin yaşadığı veya hatırladığı aynı duygulardı ki, sinelerinden yükselip yüzlerine akseden mânâ ve ifadeler de bir bütünlük içinde taçlanıyordu. Hepsi de ruhlarını, sonsuzdan gelen güzelliklere açmış ve derin bir temkin, ürperten bir vakar içinde kendilerini, aşkın, imanın, şevkin coşturan ilhamlarına, büyüleyen rüyalarına salmış ve efsanevî bir zaman içinde bütün güzelliklerin kaynağına doğru kayıyor gibiydiler.

45