Bütün bu toparlanış, bu çağlayış ve bu kayıp gidişler, bazen bir cami, bir medrese, bir tekye, bir zaviye ve bir erenler meclisiyle noktalanır ve bu son durak, âdeta, bedenin, ruhanî ve melekutî güzelliklerini bütün hususiyetleriyle aksettiren bir menşur hâline geldiği nokta olurdu. İşte bu noktada duygular aradığı hazlara erer; ruh vuslat kapısının aralandığını duyar ve her tarafa ışıklar hâlinde sevgi yağmaya başlar, derken, gönüller hayret ve hayranlıkla yutkunur kalırlardı.
Hemen bütün muhteşem devirlerimizde, bu mübarek yerler, iman tomurcuğunun açılıp inkişaf ettiği, duygu ve düşüncenin derinleşip buudlaştığı, “kuvve-i inbâtiye”si1 harikulâde yüksek ve tıpkı Cennet yamaçları gibiydi. Buralarda, varlığın çehresine serpilmiş güzelliklerin küçük bir noktada toplandığı müşâhede edilir.. sevginin inançla bütünleştiği, inancın mârifete kanat açtığı ve mârifetin ruhanî zevklere ulaştığı duyulurdu. Herkes aynı duygu ve düşünceyle coşar; bütün hisler, aynı dolaba bağlı kovalar gibi, aynı ırmağa dalar ve yükselir.. herkes istidadına göre aynı şeylerle dolar, aynı mecraya boşalır ve ezelî bir çağlayan içinde ebedî bir çağlayışa kendini kaptırır giderdi.
Hele, o devrin her tarafta sıkça görülen zikir ve fikir haneleri.. doğrusunu ifade etmek gerekirse; buralar, sihirli ve perili binalar gibi, semtlerine uğrayanları büyüler, kendi dünyalarına çeker; onların ruhlarına girer.. sonra da görüp duydukları, duyup zevk ettikleri her şeyi, bu yeni çırakların gönüllerine üfleyerek onları da mest ve sermest hale getirirlerdi.
Dipnotlar
- 1 Kuvve-i inbâtiye: Toprağın bitki bitirme gücü.