İçeriğe geç
20. Bölüm

Tarihî Dinamikler

Bir ülkenin büyüklüğü, topyekün o ülkede yaşayanlarla temsil edilir. Hayatın bazı sahalarındaki kahramanları ve kahramanlıkları anlatıp destanlaştırmakla bir millet anlatılmış olmaz. Bir milleti anlamak ancak, onun bütün zamanlara ait hususiyetlerinin ve bütün fertlere şamil millî meziyetlerinin ortaya çıkarılmasıyla mümkündür.

Bu devasa işi de, bir ülke ve ona ait hususiyetleri, bir millet ve ona ait meziyetleri görüp değerlendiren “kudsî şahitler” diyebileceğimiz gerçek mütefekkir ve sanatkârlar yaparlar. Bütün bu millî hususiyet ve meziyetleri, eli kalem tutanlar yazılarıyla, ressamlar resimleriyle, şairler şiirleriyle, nâsirler nesirleriyle, mimarlar âbideleriyle, mûsıkîşinâslar da beste ve nağmeleriyle tespit eder, işler, mırıldanır, sergiler; ruhlarımıza duyurur ve sevdirirler.

Bu sayede, zamanın ruhunda saklı bulunan bütün görkem ve ihtişam ortaya çıkar. Ve yine bu sayede, fikirsiz, hissiz, hareketsiz ve ruhsuz geçip gittiği zannedilen belli zaman dilimlerinin, hiç de sanıldığı gibi boş olmadığını; içinde bulunduğumuz zaman gibi onların da duygularla dopdolu olduğunu duyar, hisseder; bugünün yanında dünü ve daha önceki günleri de beraber yaşarız.

Müzeler, kütüphaneler, arşivler, muhtelif devirlerin hususiyetlerini aksettiren sanat eserleri ve vesikalarıyla, o devirlerin miraslarını koruyan en kuvvetli hazinelerdir. Evet, bizim en paha biçilmez hazinelerimiz, saraylarımız, kervansaraylarımız, âbidelerimiz, mâbedlerimiz, kütüphanelerimiz ve arşivlerimizdir.

Evet, millet olarak bütün hususiyetlerimiz, meziyetlerimiz, karakterimiz, aşkımız, hamasetimiz ancak sanat sayesinde ölümsüzlüğe erer, ebedîleşir ve gelecek nesillere intikal eder. Sanatın takdirkâr kolları arasında yükselme şansını elde edememiş bütün güzellikler, harikalar, kahramanlıklar hafızalardan silinip gitmeye mahkûmdur.

96