İçeriğe geç

Psikolojik yönüyle meseleyi ele alacak olursak, bu durumun mü’minlerde bile ara sıra bir kısım lemhalar hâlinde kendisini gösterdiği olur. Cenab-ı Hak’tan, imanlarına karşılık zafer ve muvaffakiyet ümit eden bazı imanı zayıf kimseler, kâfirlerin zaferi veya kendilerine gelen tokatlar karşısında, sözle açığa vurmasalar da, içlerinde Allah’a karşı bir küskünlük hissi belirebilir.

وَالَّذِينَ اٰمَنُوا “Mü’minleri de (aldatmaya kalkışırlar).” Bunlar, Allah’a karşı muhâdaa yapınca, mü’minlere karşı haydi haydi yaparlar. Burada önemli bir nükte-i belâgat şudur: Bir kısım inkârcılar size oyun yapabilirler, münafıklar her gün farklı bir entrikayla karşınıza çıkabilirler; buna karşı yine de siz hiç müteessir olmayın, zira bunlar her şeyden önce Allah’a karşı ilan-ı harp edecek kadar çılgın kimseler. Dolayısıyla da mutlaka Allah’tan (celle celâluhu) bulurlar. Bu açıdan işi O’na bırakmak en doğrusu. Aslında bir keresinde Hazreti Musa, kavminin kendisine isyanlarına mukabil Allah’a yalvarıp, “Bunların rızkını kes Allah’ım!” dediği zaman, Allah (celle celâluhu) “Onlar devamlı bana isyan ettiler, ben yine de rızıklarını verdim.” buyurur. Zaten Allah’a hud’a yapmakla ilan-ı harp edenlerin mü’minlere karşı aynı şeyi yapacakları açıktır. Ayrıca muhâdaanın, böyle bir kudret-i kâhire’ye karşı yapılmasının boşa çıkacağının anlatılması yanında, bunda mü’minlere bir tesellinin olduğu da açıktır. Evet, Allah’a karşı muhâdaaları boş olduğu gibi mü’minlere karşı muhâdaaları da boş bir gayrettir. Bu, إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا۝وَأَكِيدُ كَيْدًا “O kâfirler, var güçleriyle hile kurarlar. Ben de kurarım (yani hilelerini boşa çıkarırım).” (Târık sûresi, 86/15-16) mealini müeyyiddir.

245