İçeriğe geç

Evet, bir insan tekebbüre niyet etse (içinde kibir olmadığı halde büyük görünmeye çalışsa), onun yaptığı sunî, yapmacık bir tekebbür olur. Sunî olarak yapılan tekebbür (büyük görünme çabası) ise vakar kabul edilir. Yani o kimse, bir mevkinin hakkını vermek için öyle görünme mecburiyetinde kalmıştır. Meselâ bir hoca, dersini takrir ederken; bir hâkim, mahkemede hüküm verirken; bir subay, erlerin başında gerekli olan disiplini temine matuf bir tavır alırken kibir göstermiş sayılmaz, belki o meslek, o hâl ve o vaziyetin gerektirdiği vakarı izhar etmiş demektir. Bu gereklidir ve günah da değildir. Tevazu da öyledir. İnsan tevazu yapmaya niyet ederse tevazuu ihlal eder. Tevazu böyle bir insanla bütünleşmemiş demektir. Böyle bir insan hakikatte tevazu değil, kendini küçük göstererek riyakârlık yapıyor demektir.

98 Müslim, birr 136; Ebû Dâvûd, libâs 26.

99 Müslim, îmân 147-149; Tirmizî, birr 61; Ebû Dâvûd, libâs 26.

100 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/76; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 5/140.

101 Bediüzzaman Said Nursî, Sözler s. 790-791 (Lemaât).

102 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/76; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 5/140.

103 Hucurât sûresi, 49/13.

104 Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye s. 185 (Şemme).

150