İçeriğe geç

Evet, o gün Allah’ın verdiği karşısında herkes şaşkınlığa düşecek ve o tohumu ekenler dahi hayret ve hayranlık içinde kalacaktır. Bazıları da bu bereket ve kilerlerin, ambarların dolması karşısında gayz içinde yutkunacaktır ve لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ5 sırrı zuhur edecektir. Öyleyse, “Şimdi, bahar mevsimidir.” deyip döküleceksiniz, vereceksiniz, “Ben şu kadar verdim yetmez mi?” demeyeceksiniz. İlle de sizin önünüzü almak için bir tadil bahis mevzuu ise, tadil eden insanlar önünüzü almalı ve “Hayır o kadar ileri gitmeyin!” demeli. Şimdi o kadar infak etmeyin ki, ileride infak edeceğiniz anlar gelecektir. Eğer yarınlara ait infak mülâhazası olmasaydı, size, “Bugün her şeyinizi harcayın!” denilebilirdi.

Pekâlâ, “Yarın ne olacak?” meselesine gelince. Yarın, Allah’ın taahhüdü altındadır. İşte Halîlâne bir ruhla, yani nasıl Halil İbrahim (aleyhisselâm) evlâdına, zevcesine arkasını dönüp gitmiş ve geriye dönüp bakmamışsa.. bize de öyle yapmak yaraşır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Eğer Allah için ashab içinde birisini dost edin denseydi, ben Ebû Bekir’i dost edinirdim. Ama Allah benim için Kendisi’nden başkasının dostluğuna razı değil.”6

İşte Hz. Ebû Bekir de öyle bir dostluk mevkiini ihraz etmiş ve İbrahim (aleyhisselâm) “Halilürrahmân” olduğu gibi, o da “Halilürrasûl” olmuştu. Efendimiz sormuş: “Ebû Bekir! Çoluk çocuğuna bir şey bırakmadın mı?” Sıddîkiyete yakışır bir eda ile cevap vermişti: “Onları Allah’a bıraktım!”

Evet Sıddîk-i Ekber’in bu tavrı haddizatında zamanı çok iyi değerlendirmenin ifadesidir. وَجَاهِدُوا بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ7 âyetinden anladığımız da, mevsimin çok iyi değerlendirilmesidir. Bu yüce anlayışın bugün çokları tarafından çok iyi değerlendirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

82