İçeriğe geç

Sanki Efendimiz’in olmayışını İbn Ümmi Mektum büyük bir fırsat biliyordu. Zira Efendimiz hayatta olsaydı ona, “Sen evinde otur.” diyecekti. Hâlbuki şimdi ona böyle diyen ve diyecek olan yoktu. Onun için de çok seviniyor ve ordunun en ön saflarında cihada iştirak ediyordu.

Ebû Talha iyice yaşlanmış, güçten kuvvetten düşmüştü. Torunlarını çağırıyor “Kıbrıs fethedilecek. Bu sefere ben de katılmak istiyorum. Ama at üzerinde durmam mümkün değil. Onun için beni ata iyice bağlayın.” diyor. Torunları itiraz ediyor ve onun sefere katılmasına mâni olmak istiyorlar. “Sen ihtiyarsın, yaşlısın, mazursun.” diyorlar. O diretiyor “Kur’ân genç ihtiyar ayırmadan herkesi malıyla, canıyla cihada davet ediyor. Ben bu emirleri mutlak mânâda anlıyorum.” cevabını veriyor. Nihayet ona söz dinletemiyor ve ata iyice bağlayarak onu da ordunun içine salıveriyorlar. Daha harbe iştirak etmeden, yolda vefat ediyor. Zaten o kadar uzun ve ağır yolculuğa dayanacak hâlde de değildi.. ama o, dünyada aradığını bulmuştu.. vefat ederken, her hâlde: “Çok şükür Rabbim, Senden istediğim bu şeyi de bana lütfettin.” diyordu.

Ve Hz. Halid Ebû Eyyub el-Ensarî Hazretleri, çok yaşlı olmasına rağmen, ta Yezid’in emir olduğu dönemde İstanbul kapılarına kadar geliyor. O, Efendimiz Medine’ye teşrif ettiğinde evliydi, çoluk çocuk sahibiydi. Hz. Muaviye dönemi ve Yezid’in kumandanlığı zamanına gelinceye kadar en az 40-50 sene geçmişti. Bütün bunlar nazara alınacak olursa o son savaşa iştirak ettiğinde en az 75-80 yaşlarındaydı. Bu yaştaki bir insan, yine torunları tarafından atın üzerine bindiriliyor.. ve at üzerinde ta İstanbul önlerine kadar geliyor.

131