• Mesela,
وَقِيلَ يآ أَرْضُ ابْلَعِي مٓاءَكِ وَيَا سَمٓاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمٓاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
ayeti birkaç kısa cümle içinde tufan gibi büyük bir hadiseyi neticeleriyle öyle veciz ve mucizevî bir şekilde anlatıyor ki, çok edibi belâgatine secde ettirmiştir.
• Hem mesela şu ayetlere bak:
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَا إِذِ انْبَعَثَ أَشْقٰيهَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَا وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا
İşte Semûd kavminin başına gelen hayret verici ve mühim hadiseleri, bunların neticelerini ve o kavmin kötü âkıbetini böyle birkaç kısa cümleyle, veciz ve mucizevî bir şekilde, akıcı, açık ve anlaşılır bir tarzda beyan ediyor.
• Hem mesela,
وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ
أَنْ لٓا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَۗ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Dipnotlar
- “(Kâfirler boğulduktan sonra yerle göğe:) ‘Ey yeryüzü! Vazifen bitti; suyunu yut. Ey semâ! İhtiyaç kalmadı; yağmuru kes’ diye emir buyuruldu. Su çekildi, iş bitirildi, gemi Cudi üzerinde yerleşti ve ‘Kahrolsun o zalimler!’ denildi.” (Hûd sûresi, 11/44)
- “Azgınlığı yüzünden Semûd halkı, resûllerinin bildirdiği gerçekleri yalan saydı. Bir ara onların en azılı olanları öne atıldığında, bu yalanlamaları iyice şiddetlendi. Peygamberleri ise kendilerine: ‘Mucizevî olarak verilen Allah’ın devesini ve onun su içme sırasını gözetin, ona dokunmayın!’ dedi. Fakat onlar o peygamberi yalancı sayıp deveyi kestiler. Allah da böylesi suç ve isyanları sebebiyle azap indirdi, onları yerle bir etti. Bunun sonucundan da asla endişe etmedi.” (Şems sûresi, 91/11-15)
- “Önderler içinde Zünnûn’u da an. O, (inkârda direten ve uyarılardan hiç etkilenmeyen halkına) kızarak onları terk etmişti. Bizim hiçbir zaman kendisini sıkıştırmayacağımıza inanıyordu. Sonra, (düştüğü balığın karnının, gecenin ve denizin, bir de bulunduğu halin) karanlıkları içinde, ‘Senden başka ilah yoktur. Sen her türlü kusurdan, eksiklikten, eşi-ortağı bulunmaktan mutlak münezzehsin. Ben, gerçekten kendine yazık edenlerden oldum!’ diye yakardı.” (Enbiyâ sûresi, 21/87)